Menu
Your Cart

Portakallı Türk Kahvesi

Portakallı Türk Kahvesi
Fırsat

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.
 Türk kahvesini nasıl yapmanız gerektiği şu anda elinizin altında. Türk kahvesinin iki önemli sırrı vardır.
Çok iyi öğütülmüş olması ve demlendirilmiş olması. Bu lezzeti keşfetmeye ve Türk kahvesi yapımını öğrenmeye hazır olun.
Kahve cezvede pişirilir ve fincanla içilir. Öncelikle bir cezve alın. Cezvenin boyutunu kaç kişilik kahve yapacağınızla ilgili olarak seçin. En fazla 6 kişi içecekse, 6 fincan doldurabilecek büyüklükte cezve kullanın. Cezvenin içine kişi başına bir fincan dolusu soğuk içme suyu koyun. Cezveye kişi başına 2 çay kaşığı kahve ekleyin. İsteğinize göre 1 yada 1,5 çay kaşığı olarak ta ayarlayabilirsiniz. Üzerine şeker ekleyin.
Türk damak tadına göre alışılagelmiş 4 tatlılık düzeyi vardır; şekersiz, az şekerli – kişi başına 1 çay kaşığı, orta şekerli – kişi başına 2 çay kaşığı, çok şekerli – kişi başına 3 çay kaşığı. Eğer kahveyi içecek olan kişilerden bazıları az şekerli ve bazıları da çok şekerli isterlerse ayrı ayrı iki kez kahve pişirmeniz gerekir. Şeker eriyene kadar iyice karıştırın. Ocağı kısık ayarda yakın ve cezveyi üzerine koyun. Ocağın başından ayrılmayın ve dikkatinizi başka şeylere vermeyin, çünkü kahve çok çabuk kaynar ve taşar. Kahve kaynamaya başladığında, cezvenin kenarlarından köpükler kabarmaya başlar ve kahve hazır olduğunda köpükler cezvenin ortasına doğru yuvarlanırlar. Cezveyi ocaktan alın ve köpüklerin çökmesine izin verin. Karıştırmayın. Köpüklü kısmı bitinceye kadar kahvenin az bir miktarını sırayla tüm fincanlara dağıtın. İsteğe bağlı olarak geri kalan kahveyi ikinci kez hatta üçüncü kez kaynatabilirsiniz. Ardından geri kalan kahve ile fincanları doldurun. Doğru yapılmış ve dağıtılmış bir kahvede, her fincanın üzerinde köpük görülmelidir. Kıvamında bir Türk kahvesinin rengi açık kahverengi olmalıdır. Türk kahvesi çok sıcak ve yanında bir bardak su ile servis edilir. Kahve içilmeden önce bir yudum su alınır. Su, kahvenin lezzetini daha iyi alabilmeniz için ağzınızdaki tadı nötr duruma getirmenize yardımcı olur. Kahveyi içerken, fincanın dibinde kalan bir kısım olduğunu göreceksiniz. Bu bölümü de tüketmeniz gerekir. Tadını çıkarın.
Kahvenin Faydaları Günde iki fincan kahve içmek kanser riskini %25 azaltabilir. Kahve bol miktarda kafein içerir. Zorlu gecelerde yani ders çalışırken yada bir işte çalışırken uykunuzun gelmesini engeller. Türk Kahvesi ayrıca depresyona da iyi gelir. Ayrıca da dişlerin çürümesini de engelleyebilir. Ama fazla tüketmemek amacıyla. Biliyorsunuz her şeyin fazlası zararlı…

  • Astıma iyi gelir kahve içmek
  • Ağrı kesici etkisi olabilir.
  • Selülitlerinizin yok edilmesinde etkilidir
  • Tansiyona iyi gelebilir.
  • Kansere yol açabilecek hücrelerin çoğalmasını engelleyebilir. Antioksidan içerir
  • Baş ağrısına iyi gelir.
  • Beyin hücreleri uyarıyor daha iyi konsantrasyon olmanızı sağlıyor.
  • Karaciğer sağlığı için önemlidir. Düzenli bir şekilde kahve içenlerin daha az şikayetçi olurlar siroz gibi hastalıklardan.
  • Safra taşı problemlerine iyi gelir.
  • Zinde tutar
Kahve’nin anavatanı olan Etiyopya’nın yüksek yaylaları, yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bölgelerde yerli halk bu bitkinin tanelerini un haline getirip bir çeşit ekmek yapıyordu. Meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve “sihirli meyve” olarak adlandırılıyordu. Kahve, ünüyle birlikte hızla Arap Yarımadası’na yayıldı ve 300 yıl boyunca Habeşistan’da keşfedilen yöntem ile içilmeye devam edildi. 14. yüzyılda ise yepyeni bir keşif ile ateşte kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten sonra kaynatılarak içime sunuldu. Kahve’yi ilk olarak işleyip içmeye başlayan Yemen’deki sufi tarikatıdır. Buradan 1470’li yıllarda Aden’de, 1510’da Kahire’de 1511’de Mekke’de görülmüştür. Yavuz Sultan Selim döneminde (1517) Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen’de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul’a getirmiştir.Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini aldı ve büyük ilgi gördü. Saray görevleri arasına “kahvecibaşı” adında bir de rütbe eklendi. Padişahın ya da bağlı olduğu devlet büyüğünün kahvesini pişirmekle görevli olan kahvecibaşı, sadık ve sır tutmasını bilenler arasından seçilirdi. Osmanlı tarihinde kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenlere bile rastlandı. Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline geldi. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu. 1544 yılında İstanbul’da Tahtakale’de iki Suriyeli Arap ilk kahvehaneyi açmışlardır. O zamanlar kahvenin faydalı olup olmadığı tartışma konusudur. Kendinden önceki şeyhlülislamların aksine Bostanzade Mehmet Efendi kahvenin haram olmadığını, hatta faydalı olduğuna dair fetva vermiştir.[1] İstanbul’a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri bu içeceği Venedik’e taşıdı. Böylece Avrupalılar kahveyle ilk kez 1615’te tanışmış oldu. Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda satılan kahve, 1645’te açılan İtalya’nın ilk kahvehanesinde yerini aldı. Kısa zamanda sayıları hızla çoğalan bu kahvehaneler de; diğer pek çok ülkede olduğu gibi özellikle sanatçıların, öğrencilerin ve her kesimden halkın bir araya gelerek sohbet ettikleri en gözde yerler oldu. Kahve Paris’e 1643, Londra’ya 1651’de ulaştı. Avrupalılar dünyanın çeşitli yerlerinde kahve plantasyonları kurdular. Endonezya-Cava’da 1712 yılında kahve tarımı başladı. Hollanda Cava ve Doğu Hint Adaları’nda, Fransa Antiller’de kahve yetiştirdi.
Portakallı Türk Kahvesi



28,65TL
Vergiler Hariç: 26,53TL
  • Stock: In Stock
  • Model: ZDTK107

Mevcut Seçenekler: